Futbolda devre arası kampları çok önemlidir. Ama daha mühim olanı yapılacak transferlerdir. İlk yarı maçlarına göre belirlenen transfer politikalarına göre hareket edilir. Çok riskli olan bu dönemde alınan futbolcular iyi de çıkabilir, tam tersi fiyasko da olabilir. İşte bu ince çizgiyi yakalayan çoğu kulüp, başarılı olur hatta şampiyonluğa kadar gider.
1-Fabian Ernst-Schalke 04-Beşiktaş-2008-09 sezonu: Sezona Ertuğrul Sağlam ile başlayan Beşiktaş, UEFA ön elemesinde favori olduğu eşleşmede Ukrayna temsilcisi Metalist Kharkiv'e 4-1 yenilip, elenmesinin ardından teknik kadroda bir değişiklik yaşadı. Ertuğrul hoca ile yollarını ayıran Siyah Beyazlı yönetim, Türk futbolunda ezeli rakipler Fenerbahçe ve Galatasaray'ı şampiyon yapmış, A Milli Takım'a Avrupa Şampiyonası'nda çeyrek final oynatıp, bir ilk yaşatmış olan tecrübeli Mustafa Denizli ile anlaştı. Beşiktaş taraftarı olduğunu her seferinde dile getiren Denizli ise göreve gelir gelmez kolları sıvayıp, çalışmalara yoğunlaşmıştı. Ancak istediği istikrarlı sonuçlar gelmemiş, bunun yanında derbilerde hem Fenerbahçe'ye hem de Galatasaray'a karşı yenilgiler yaşanmıştı. İlk 17 hafta sonunda lider Sivasspor'un 6 puan gerisinde altıncı sırada bulunan Kara Kartallar, devre arası kamp dönemini en iyi şekilde değerlendirip, yeniden zirveye çıkmanın yollarını aramıştı. Ayrıca deneyimli teknik adam Mustafa Denizli'nin; "26.haftada lideriz" gibi iddialı açıklamaları ve sezon içi tahminleri de Beşiktaş'ın hedefini açıkça belirtiyordu. Son şampiyonluğunu 2003 senesinde kazanan camia artık kupa zaferi tatmak istiyordu. Bu doğrultuda transferlere ağırlık veren teknik heyet, çalışmalarını hızlandırdı. Almanya Bundesliga'nın tecrübeli ve istikrarlı futbolcularından Fabian Ernst'in peşinde düşen transfer komitesi, Werder Bremen ve Schalke 04 gibi hedefe oynayan takımlarda yer almış bir ismi kadroya katmanın hazırlığındaydı. Yoğun uğraşlar üzerine Beşiktaş'a imza atmayı kabul eden Alman futbolcu, 2 Şubat 2009 günü sözleşme imzalamıştı. Beşiktaş ile ilk maçına 19.haftada Konyaspor deplasmanında çıkan Ernst, istediği performansı gösteremese de özellikle 24.haftada İnönü'de Gençlerbirliği ile oynanan maçta, taraftarı kendine hayran bırakmış ve 3-0'lık galibiyette başrolü oynamıştı. İlerleyen haftalarda performansını sürekli arttıran, mücadele gücünü hep en yüksekte tutan ve forma için terinin son damlasına kadar çabalayan Fabian Ernst, sezon sonunda gelen şampiyonlukta büyük pay sahibi olmuştu. 16 maçta 2 gol atan ve sezon sonu "yılın en iyi ilk 11'i" ne seçilen deneyimli yıldız, Beşiktaş taraftarları içinde daha ilk senesinde unutulmazlar arasına girdi.

2-Marcio Nobre-Cruzeiro-Fenerbahçe-2003-04 sezonu: Bir önceki sezonu büyük bir hayal kırıklığı ile noktalayan ve hedeflerinin çok dışında kalan Fenerbahçe, yeni bir teknik direktör ile anlaşarak sezona giriş yaptı. Daha önce Beşiktaş'ı da çalştıran Alman teknik adam Christoph Daum ile sözleşme yapan Aziz Yıldırım ve yönetimi, takım içerisinde de bazı radikal değişiklikler yaptılar. Genç futbolculara önem veren Sarı Lacivertli camia, U21 Milli takımı oyuncularından kurulu bir iskelet oluşturdular. Selçuk Şahin(İstanbulspor), Kemal Aslan(Gaziantepspor), Mahmut Hanefi Erdoğdu(Sakaryaspor), Volkan Demirel(Kartalspor), Semih Şentürk(Altyapı), Recep Biler(Altyapı), Olcan Adın(Kartalspor), Tuncay Şanlı(Sakaryaspor), Servet Çetin(Denizlispor) gibi genç isimleri transfer eden Daum ve transfer ekibi, bu yıldız adayı futbolcuların yanına da tecrübeli isimleri eklemişti. Pierre Van Hooijdonk(Feyenoord), Sergei Rebrov(Tottenham), Marco Aurelio(Trabzonspor), Ivaylo Petkov(İstanbulspor), Fabio Luciano(Corintihians) ve Stjepan Tomas(Como) gibi deneyimli oyuncular da kadroya dahil edilmişti. Farklı bir takım olarak 2003-04 sezonuna giren Fenerbahçe, sezonun ilk yarısını bu oluşumun sancılarını çekerek geçirdi. İstikrarsız ve basit hatalarla kaybedilen maçların sonucunda ilk devreyi lider Beşiktaş'ın gerisinde bir maç eksikle 11 puan geride kapatmıştı Sarı Lacivertli takım. Hatta devre arası kampına giderken kafilenin başında bulunan teknik direktör Christoph Daum'un; "Bizim bu sezonki hedefimiz bu genç takıma tecrübe kazandırmak ve yapabiliyorsak Türkiye Kupası'nı müzemize getirmek. Esas hedefimiz önümüzdeki sezon için"sözleri de camianın beklentisini azaltmış ve herkesin beklentilerini yeniden belirlemişti. Beşiktaş'ın şampiyon olacağı kesinleşmiş gibi konuşmalar da başlamıştı. Önümüzdeki sezonun takımını kurmak için çalışmalarına başlayan yönetim de Brezilya seferine çıkmıştı. Sezon başı da istedikleri Alex de Souza'yı alabilmek için çalışmalarını yoğunlaştıran transfer ekibi, istediği sonucu alamayınca en azından içinde bulunulan sezona yardımcı olabilecek bir oyuncuyu kadroya katmak için farklı bir plan yaptılar. Alex'in takımında oynayan golcü futbolcu Marcio Nobre'yi hedef listesine alan ekip, olumlu raporunu Daum'a ilettikten sonra transferi noktalayıp, genç futbolcu ile Türkiye'ye döndüler. İkinci yarıya, tekrarlanan Rizespor karşılaşması ile başlayan Fenerbahçe, yeni transfer Nobre'nin 2 gol attığı maçı 4-1 kazandı ve 2004 yılına iyi bir başlangıç yaptı. İkinci devreye Samsunspor karşısında aldığı hüsran ile başlayan Beşiktaş da ise ortalık karışmış, takımın yıldız oyuncusu İlhan Mansız, Japonya'ya Vissel Kobe takımına satılmıştı. Nobre'nin özellikle Kadıköy'de attığı gollerle yoluna emin adımlarla devam eden Fenerbahçe, 23.haftada ezeli rakibi Galatasaray'ı 2-1 yenerek, liderlik koltuğuna oturmuştu. O tarihten sonra birincilik koltuğunu kimseye kaptırmayan Sarı Kanaryalar, sezon sonunda şampiyonluğunu kutluyordu. Bu zaferde devre arasında transfer edilen Nobre attığı 12 gol ile destek vermiş ve Fenerbahçe taraftarlarının gönlünü kazanmıştı. Lorke lorke türküsü Marcio Nobre için değiştirilmiş ve Şükrü Saraçoğlu'nda söylenmişti.

3-Franck Ribery-FC Metz-Galatasaray-2004-05 sezonu:100.yılını kutlamaya hazırlanan Galatasaray camiası, futbol takımının başına eski efsane futbolcusu Gheorghe Hagi'yi geçirmişti. "I love you,Hagi" tezaruhatlarıyla sezona giren Sarı Kırmızılı takım, sezon öncesi istediği yıldız transferleri gerçekleştirememişti. Sadece Song ve Flavio Concecaio gibi futbol piyasasında ün yapmış isimler transfer edilebilmişti. Öte yandan geçen sezonun şampiyonu Fenerbahçe, ezeli rakibinin 100.yılının verdiği motivasyon ve sezon başı transferleriyle ligi domine ediyordu. Galatasaray, derbiyi kazanmasına rağmen ligin ilk yarısında Sarı Lacivertli takımın 4 puan gerisinde ikinci sırada kalmıştı. Devre arasına başlarken ezeli rakibinden bir darbe daha yiyen Galatasaray, dünyaca ünlü yıldız Nicolas Anelka'nın Fenerbahçe'ye imza atmasının ardından psikolojik açında da zayıflamıştı. Transfer isteyen Hagi'nin raporu doğrultusunda çalışmalar yapan yönetim, kağıt üzerinde taraftarını mutlu edebilecek hamleleri yapamamıştı. Çanakkale Dardanelspor'dan Hasan Kabze, FC Basel'den Hakan Yakın ve Fransa'dan Metz kulübünden Franck Ribery kadroya dahil edilmişti. Ribery ile Anelka'yı kıyaslayan medya kanalları da Galatasaray yönetimini eleştirmişti. 100.yılda şampiyonluğun gelmesinin zor olacağı belli olmuştu. Ancak tüm sıkıntılara karşı koyan ve eleştirilere kulağını tıkayan Hagi ve takımı, ikinci yarıya iyi bir başlangıç yapmıştı. Özellikle eleştirilen Ribery'nin performansı tavan yapmış, Fransız futbolcu "Ferrari" lakabını almıştı. Öbür taraftan halefi, yıldız isim Nicolas Anelka ise istenilen form grafiğini tutturamamıştı. Şampiyonluk yarışında Fenerbahçe'nin ensesine yapışan Galatasarayi Türkiye Kupası'nda da Trabzonspor gibi güçlü bir rakibi eleyip, finale yükselmişti. Bir asrı devirmek üzere olan Aslanlar, kutlamaları Türkiye Kupası zaferi ile başlatabilirdi. Rakip ligde de olduğu gibi Fenerbahçe idi. 22 yıldır bu kupaya hasret olan Sarı Kanaryalar karşısında bambaşka bir Galatasaray vardı. Ribery'nin önderliğin ezeli rakibini 5-1 yenen Sarı Kırmızılılar, 100.yılı Türkiye Kupası ile taçlandırdılar.

4-Miroslaw Szymkowiak-Wisla Krakow-Trabzonspor-2004-05 sezonu: 2003-04 sezonun ikinci yarısında gösterdiği performansla şampiyonluk yarışının içinde yer alan ve ligi ikinci sırada bitirerek 1996 yılından beri en iyi derecesini elde eden Trabzonspor, 2004-05 sezonuna Avrupa Kupalarında hayal kırıklığı yaşayarak başlayınca teknik direktör Ziya Doğan görevinden ayrılmış, yerine Trabzonspor'un efsane kalecisi Şenol Güneş geçmişti. Takımı tekrar toparlayan ve ligde iyi sonuçlar alan Trabzonspor, ilk devreyi lider Fenerbahçe'nin 6 puan gerisinde üçüncü sırada kapatmıştı. Geçen sezon kurulan takım, bu sezon iyice oturmuş ancak bazı eksik noktalar da gözden kaçmamıştı. Orta saha için liderlik özelliği bulunan bir futbolcu transferi isteyen Şenol Güneş, çok istediği Polonyalı yıldız Miroslaw Szmkowiak ile anlaştıktan sonra takımın taktiğini yeni yıldızının üzerine kurdu. Bu sistem de işe yaradı ve Trabzonspor sezonu yeniden ikinci sırada tamamlamayı sağladı. 100.yılını yaşayan Galatasaray'ı geride bırakan Karadeniz Kaplanları, 15 maçta 9 gol atan Szmkowiak'ın etkili oyunu ile taraftarlarına güzel bir sezon armağan etti.
