9 Mayıs 2014 Cuma

Uzakdoğu'da Bursaspor sevdası

Renklerini Uludağ'ın beyazından ve Bursa ovalarının yeşilinden alan Bursaspor'da sevgisi Türkiye sınırlarını aştı. Uzakdoğu'da Japonya'da yaşayan futbolsever Naoto Moro, yeşil-beyazlı kulübün en sıkı hayranlarından biri olarak dikkat çekm



Çizdiği resimlerle Bursaspor'a ve Türkiye'ye olan aşkını sayfalara yansıtan Naoto Moro, Milliyet gazetesine samimi açıklamalar yaptı. Bu sevginin nerede geldiğini anlatan Japon futbolsever, Türkiye'ye sevgi mesajları yolladı.


1-Bursaspor ve Türkiye sevgin nerede geliyor? 
Bir dönem Japonya Milli takımını çalıştıran Arthur Zico'yu çok seviyordum. 2006 yılında Fenerbahçe'nin başına geçtikten sonra Türkiye'ye olan ilgim arttı. 2006-07 sezonundan beri Türkiye'yi ve Ligi takip ediyorum. Bursaspor sevgime gelince; benim Japonya'da yaşadığım Niigata şehri Bursa'ya çok benziyor. Birçok yakın nokta var. Örneğin, doğa olarak benzerlikler var. Pek turizim yer değiliz ama. Bursaspor'un çok iyi bir taraftarı var. Ayrıca kulübün bir vizyonu var. Ancak benim Bursa'ya ve Bursaspor'a olan sevgiminin en büyük neden, Bursa'ya gittiğimde hem takım hem de insanlar çok iyiydi. O yüzden sevgi ve saygı duyuyorum.

2-Bursaspor'un bu sezon performansını nasıl buluyorsun?
Bu sezon tabii ki yüzde yüz memnun değilim. Epey bir sorun yaşandı. Kötü maçlar çıkardılar. Ama gelecek sezon inanıyorum ki takım daha iyi noktaya gelecek ve başarıyı yakalayacak. Bursaspor başarı potansiyeli taşıyan bir takım.

3-Bursaspor'da ve Türkiye'de en beğendiğin futbolcu kim?
Çok fazla sevdiğim oyuncu var. Benim için Bursaspor'un bütün oyuncuları çok iyi. Tabii diğer takımlarda da kaliteli futbolcular var. Özellikle bir isim vermem gerekirse, şampiyon olan kadroda yer alan, Ivan Ergic ile Ömer Erdoğan. İkisini de çok seviyorum.

4-Bursaspor 2010 senesinde şampiyon olmuştu. O sezonu hatırlıyor musun?
2009-10 sezonunda Bursaspor şampiyon olduğu zaman Bursa'ya gitmiştim. O sezon Fenerbahçe ile çok sert bir rekabet olmuştu. Şampiyon olan takımın kadrosunda çok iyi oyuncular bulunuyordu. Mesela, Ivankov, Sercan Yıldırım, Ozan İpek, Volkan Şen, Ivan Ergic ve Ömer Erdoğan. Çok iyi hatırlıyorum o sezonu.

5-Bursa'ya gelip hiç stadyumdan maç izlendin mi?
Bursaspor'u izlemek için Bursa'ya gitmiştim. Hatta gittiğim maçta Ivan Ergic ile Ömer Erdoğan gol atmışlardı. Statta inanılmaz bir atmosfer vardı. Harika bir maçtı. 


'Mutluluğun resmi'
Bursaspor’u sürekli takip eden ve sıkı bir taraftarı olan Naoto Moro, sevgisini resim sayfalarına yansıtıyor. Özellikle sevdiği futbolcuları çizen Naoto, diğer takımları da unutmuyor.

Futbolu çok sevdiğini belirten Japon taraftar, Türkiye’ye olan ilgisinin sadece Bursaspor ile sınırlı kalmadığını diğer takımları da sık sık takip etmeye çalıştığını belirtiyor. Ancak yeşil-beyazlı kulübe ayrı bir ilgisinin olduğunu söyleyen Naoto Moro, fırsat buldukça Süper Lig’de hatta PTT 1. Lig’de oynanan maçları izlediğini ifade ediyor.


LİNK: http://www.milliyet.com.tr/Milliyet.aspx?aType=EklerDetay&ReleaseID=2694&EkPage=6


3 Mayıs 2014 Cumartesi

Gareth Bale'in Irak Şubesi: Ali Adnan Kadhim


Türkiye'de düzenlenen  FIFA U20 Dünya Şampiyonası'nda gösterdiği başarılı performans ile sadece ülkesi Irak'ı dördüncülüğe taşımakla kalmamış, tüm futbol basınının da dikkatini çekmeyi başarmıştı. Sezon başında adı Galatasaray ile anılsa da Çaykur Rizespor'un kadrosuna katılan ve yetenekli görüntüsüyle taraflı tarafsız herkesin beğenisini toplayan Ali Adnan Kadhim, Rize şehrinde de taraftarların büyük ilgisini görüyor. İleride iyi yerlere geleceğine inanan 20 yaşındaki sol bek, Gareth Bale'i anımsatan koşuları, Roberto Carlos'u hatırlatan şutları ve çocukluğundan beri zorluklara karşı koymasıyla edindiği sabrıyla gelecek vaat etmenin ötesinde büyük bir umut saçıyor. Milliyet'e konuşan Iraklı yıldız, hedeflerini ve kariyerini anlattı. 

Sol ayağını çok etkili kullandığın için sana Gareth Bale ve Roberto Carlos benzetmeleri yapılıyor. Avrupa basınında bile gollerinin videoları yer alıyor zaman zaman. Bu durumu nasıl değerlendirirsin?

Gol atmam çok önemli değil, yeter ki takımım kazansın. Yine de golleri değerlendirecek olursak, sürekli özel çalışmalar yapıyorum. Antrenmanlardan sonra şut çalışmaları yapıyorum. Irak’ta oynarken de böyleydim. Herkes beni şutlarımla tanırdı. Gareth Bale ve Roberto Carlos gibi büyük oyunculara benzetilmek ise gurur verici. Benim de amacım onlar gibi yıldız olmak. Tüm iltifatlar için teşekkür ederim.  

Geçtiğimiz sene yaz aylarında Türkiye’de düzenlenen U20 Dünya Kupası’nda Irak ile dördüncü oldunuz. Bu çok büyük bir başarı. Hatta Türk futbol severler Irak’ı desteklemeye başladılar. Sen de bu süreçte epey sevildin ve taraftarlar Irak’ı sırf seni izlemek için desteklediler.

Siz de çok iyi bilirsiniz ki Irak ’ta futbol oynamak çok zor. Bir dönem yaşamak bile kolay değildi. Özellikle benim jenerasyonum savaş ortamında büyüdü. Böylesine zor bir ortamdan gelip, bu başarıyı elde etmek çok büyük başarı. Beni destekleyen Türk seyircilere ayrıca teşekkür ederim.

Hem U20 Dünya Kupası’ndan sonra hem de Çaykur Rizespor döneminden sonra, Irak ve Türkiye arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları nasıl sıralarsın?

Her iki ülke de Müslüman olduğu için oldukça rahat bir dönem geçiriyorum. Irak’ta insanlar Türkiye’yi çok seviyorlar. Benim birçok tanıdığımda özellikle bir dönem İstanbul’a taşınmaya karar verdiler. Hem kültürel hem de dini açıdan benzerlikler var. Gelenek ve göreneklerimiz hemen hemen aynı. Rize’de ve Türkiye’de çok rahatım.

U20 Dünya Kupası’ndan sonra birçok önemli takımın transfer listesine girdin. Bunlardan en çok bilineni de Galatasaray’dı. Ayrıca diğer büyük takımların da ilgisini çekmiştin. Ama en çok Galatasaray seninle ilgilendi. Neden transferin gerçekleşmedi?

U20 Dünya Kupası’nda otoriteler tarafından olumlu eleştiriler aldım. Hepsi beni çok beğendiklerini söylemişlerdi. Açıkçası ben de kendi performansımı beğenmiştim. Irak’ın başarısı tabii ki daha çok mutlu etti. Turnuvadan sonra böylesine övgü dolu sözler duymak beni gururlandırdı. Kupa sonrası birçok önemli takımın benimle görüşmek istediği doğru. Bu takımlar arasında Galatasaray da vardı. Galatasaray ile transfer görüşmelerinde bulunduk. Anlaşamadığımız için görüşmelerimiz noktalandı. Ben de Galatasaray defterini kapadım.




Çaykur Rizespor ile anlaşman nasıl oldu? Neden Rize’yi tercih ettin?

Dediğim gibi birçok kulüple görüşmüştüm. Çaykur Rizespor’un bana karşı olan ilgisi beni memnun etti. Şartlarda da anlaştık ve daha sonra Rize’ye geldim. Çaykur Rizespor’da olduğum için çok mutluyum.

Baban Adnan Kadhim ve amcan Ali Kadhim iyi golcülerdi ve Irak’ta 1970 ve 80’li yıllarda efsane haline gelmişlerdi. Senin başarında ailenin etkisi nedir?

Evet, ikisi de çok iyi futbolculardı. Babam ve amcam bana sürekli yardım etmeye çalışıyorlar. Her zaman benimle ilgileniyorlar. Antrenman ve maçlardan sonra yanıma gelip özel olarak uyarılarda bulunuyorlar. Gelişimim de katkıları gerçekten çok büyük. Onlara ne kadar teşekkür etsem az kalır. Karşılığını nasıl öderim bilmiyorum.

Türkiye liglerinde daha önce Bassem Abbas da forma giymişti. O da senin gibi defans oynamış ve Diyarbakırspor ile Konyaspor formalarını giymişti. Şimdi sen de ligimizin ikinci Iraklı oyuncususun. Buraya gelmeden önce Bassem Abbas’tan görüş aldın mı?

Buraya gelmeden önce Bassem Abbas ile konuştuk. Ben zaten U20 Dünya Kupası sayesinde ülkeyi biliyordum. Ancak yine de ona danışmak istedim. Çünkü Bassem Abbas bizim çok önemli bir isimdir. Irak’ın en büyük futbolcularından bir tanesidir. Türkiye’den çok güzel bahsetti. Süper Lig’de oynamam halinde başarılı olabileceğimi söyledi. Ayrıca futbol dışında da Türkiye’nin çok büyük bir ülke olduğunu biliyordum.

Irak’ın geleceği için önemli bir isimsin. Herkes senden çok umutlu.  Hem kendi geleceğini hem de Irak futbolunun geleceğini nasıl görüyorsun?

Ülkemde bir efsane gibi anılmak istiyorum. Ancak bunun için daha çok erken. Sürekli çalışıyorum ve daha iyi olmak için çabalıyorum. Gün geçtikçe daha da iyi oluyorum. Bu gelişimi görmek beni sevindiriyor. Fakat dediğim gibi henüz daha yolun başındayım. Ülkemiz Irak’ta da futbol her geçen gün gelişiyor.

Brezilya ’nın önemli futbol adamlarından Zico, Irak Milli Takımı'nda teknik direktörlük yapmıştı. Zico’nun ülkeye gelmesi futbolunuzu nasıl etkiledi?

Zico’nun dönemine ben yetişemedim ne yazık ki. Yaşımdan dolayı geciktim. Zico’nun büyüklüğünü anlatmaya gerek yok bence. Zico bize ayrı bir hava ve heyecan kattı. Gerçekten çok büyük bir isim.

Avrupa hayalin var mı? Yoksa Türkiye’de bir büyük takıma mı geçmek istiyorsun?

Elbette ki bir hedefim var. Avrupa’ya açılmayı istiyorum. Ancak şu an için Çaykur Rizespor’da mutluyum. Bu nedenle zaman vermek istemiyorum. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray için bir şey diyemem. Avrupa bana daha yakın duruyor. İspanya ya da İngiltere diye de bir ayırım yapmıyorum. Amacım en iyi takımların formasını giymek.

Peki Irak milli takımıyla neler hedefliyorsun? Dünya Kupası hayalin var mı? U20 Dünya Kupası’nda fazlasıyla ses getirmiştiniz.

Geçen sene U20 Dünya Kupası’nda çok iyi bir uyum yakaladık. Bunun yanında, U20 jenerasyonumuz çok iyi. Aşağıdan çok iyi oyuncular geliyor. İnşallah böyle devam eder. Türkiye’deki turnuvada önemli başarılar elde ettik. Amacımız bu performansı A takım seviyesinde de sürdürmek. Dünya Kupası tabii ki hedefim. En kısa zamanda Dünya Kupası’nda boy göstermek istiyorum.

Son olarak Spor Toto Süper Lig’i nasıl değerlendiriyorsun? 


Spor Toto Süper Lig bana göre çok büyük bir lig. Çok büyük futbolcular var. Herkes bu ligde yer almak ister. Burada olduğum için çok mutluyum. 

FOTOĞRAFLAR: Mustafa Alkaç
LİNK: http://www.milliyet.com.tr/Milliyet.aspx?aType=EklerDetay&ReleaseID=2647&EkPage=5

24 Nisan 2014 Perşembe

"Efsane emekli" Sepp Piontek


A Milli Takım eski teknik direktörü Sepp Piontek Milliyet’in sorularını yanıtladı. Antalya-Manavgat’ta düzenlenen 5. Uluslararası Vodafone Kupası kapsamında gerçekleştirilen etkinliklere katılan Danimarkalı futbol adamı milli takımın başına Fatih Terim’in getirilmesinin isabetli bir tercih olduğunu söyledi.
İlk olarak Fatih Terim ile ilgili sormak isterim. Kendisi 1993 yılında asistanınızdı. Neler söylemek istersiniz Fatih Terim hakkında?
Evet, Fatihle çalıştık. Fatih hakkında son derece güzel duygulara sahibim. Ümit Milli takımdan itibaren görev alıyor. Türk futbolcuların mantelitesini ciddi anlamda etkiledi. Geçmişte birçok futbolcuyu o yıldızlaştırdı. Ümit Milli takımda beraber çalıştığı birçok oyuncuyu A Milli takım seviyesine çıkarmıştı. Bunlardan bazıları; Hakan Şükür, Tugay Kerimoğlu, Abdullah Ercan, Rüştü Reçber. Aslında sadece Milli takımla sınırlı değil, kulüp takımında da bu oyuncuları geliştirdi ve o dönemki başarıları bu sayede kazandı. Galatasaray ile 4 Şampiyonluk ve UEFA Kupası kazanırken, Hakan Şükür, Tugay, Emre Belözoğlu ve Bülent Korkmaz gibi isimler öne çıktı. Ama sanki bazı taraftarlar da kendisinden hoşlanmıyor gibi. Bazı hareketlerini agresif ve biraz abartılı buluyorlar. Ancak oyuncularıyla diyaloğu çok iyi, oyuncuları da onu seviyor. Ben de Fatih Terim'i çok severim.

Dediğiniz gibi hemen hemen bütün oyuncuları Fatih Terim'i çok seviyorlar, hem kulüp takımında hem de Milli takımdaki oyuncuları. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Tabii Fatih Terim birçok başarı kazandı. Sadece kulüp takımında değil Milli takımda da ciddi başarılar elde etti. Çok iyi işler çıkardı bugüne kadar.

Ve Fatih Terim yeniden döndü Milli takıma, neler yapabilir?
Şundan kesinlikle eminim, Fatih Terim, Türkiye'yi EURO 2016'ya götürecektir. Kesinlikle eminim. Eleme grubunu da başarıyla aşabilir, güzel bir grupta yer alıyor. Bunu başarabilecek güçte olduğunu düşünüyorum. Kaliteli oyunculara sahip, ayrıca kendisi de bunu başarabilecek kalitede. EURO 2008 ve EURO 96'ya götürdüğü gibi EURO 2016'ya da götürecektir, bundan eminim. 

Spor Toto Süper Lig'i takip edebiliyor musunuz?
Hayır, maalesef takip edemiyorum. Danimarka'dan zor oluyor. Daha çok Almanya'yı yani Bundesliga'yı izliyorum. Zaman zaman da İngiltere, İspanya ve İtalya'yı takip ediyorum. Fakat ne yazık ki Türkiye'yi takip edemiyorum. Çünkü Danimarka'dan Türk kanallarını bulabilmek çok zor. Birkaç kanal var, onlarda da maçlar yok. Tam olarak ligde neler oluyor bilmiyorum. Ama tabii bazı takımları takip ediyorum. Özellikle büyük takımları biliyorum. Mesela Galatasaray'da bu sezon bazı problemler vardı. Ayrıca Fenerbahçe şampiyon oldu. Onları duydum. Bir de Fenerbahçe'nin şampiyon olmasına rağmen Şampiyonlar Ligi'ne gidemeyeceğini biliyorum. Başkanıyla alakalı bazı problemler var.

Türk futbolcuları izliyor musunuz? Örneğin Arda Turan'ı beğeniyor musunuz?
Bazı isimleri biliyorum. Özellikle Genç Milli takım dönemlerinden tanıyorum. Mesela, Umut Bulut, Selçuk İnan ve tabii ki Arda Turan. Bir de geçtiğimiz günlerde kurşunlanan oyuncu, Gökhan Töre, o da çok yetenekli. Ayrıca Hamburg'da forma giyen Hakan Çalhanoğlu var. Hakan bana göre harika bir oyuncu. Nuri Şahin de var. Bazı oyuncuları Almanya'dan biliyorum bazılarını Türkiye'den.

O zaman Mesut Özil'i beğeniyor musunuz? O da Türk asıllı.
Çok takip etmiyorum Mesut'u. Arsenal'da birkaç maçını seyrettim. Ayrıca Arsenal'da Alman Milli takımında oynayan oyuncular var; Mertesacker ve Podolski gibi. Özel olarak Mesut'a bakmıyorum. Almanya Milli takımında oynayan oyuncuların hepsine bakıyorum. Ayrıca ben artık emekliyim, değil mi? O yüzden takip etmiyorum. 

Bursaspor'da görev yapmıştınız, 1995 yılında. Takip edebiliyor musunuz Bursaspor'u?
Evet takip ediyorum onları. Bu sezon Christoph Daum görev aldı. Hatta ayrıldığını da biliyorum. Onun için Bursaspor'da çalışmak zordu. Bursaspor; Galatasaray, Fenerbahçe ya da Beşiktaş gibi değildir. Orada çalışmak daha zordur. Daum belki Trabzonspor'da çalışsa bile olurdu ama Bursaspor daha farklı. Örneğin başkanlarla hep problemler olur ve hep bir savaş halindesinizdir. En iyi oyuncularınızı büyük takımlara satarlar. Mantelite olarak orası farklıdır.

Bursaspor ile ilgili başka neler düşünüyorsunuz?
Yanlış anlaşılmasın, ben Bursa'yı ve Bursaspor'u çok seviyorum. Şartlar güzel, tesisler güzel, taraftarlar güzel ve stat güzel ancak başkanların mantelitesi biraz problemli, farklı.

3 yıl önce Bursaspor şampiyon olduğunda, Türk futbolu için büyük bir gelişme olmuştu. Şampiyonluğu nasıl yorumlarsınız?
O dönem takımın teknik direktörü Ertuğrul Sağlam'dı. Kendisini çok iyi biliyorum. Harika bir karakteri var. Dürüst bir insan. Bana göre Türkiye'deki en iyi teknik direktörlerden biri hatta Bursaspor'a bugüne kadar gelen en iyi teknik direktör. Ayrıca Ertuğrul Sağlam eski bir futbolcu ve Milli formayı giymiş, Beşiktaş'ta oynamış bir futbolcu. Zor şartlarda çalışmasına rağmen çok iyi bir sonuç aldı. Başardığı iş harikaydı. 

Bursaspor'a yeni bir stat yapılıyor. Adı Timsah Arena. Yeni stada gelmek istiyor musunuz?
Ben Türkiye'ye geliyorum sık sık. Belki biliyorsunuzdur; Kuşadası'nda bir evim var. Bursa'ya da neden gelmeyeyim. Uludağ'ını görmek muhteşem olur. İskender kebap çok lezzetli ve harika. Yeni stadın adı Timsah Arena mı olacak? Tabii neden gelmek istemeyeyim. Güzel olur. 

Dünya Kupası yaklaşıyor. Ne düşünüyorsunuz Brezilya'daki turnuva hakkında?
Brezilya'da 1950 yılında bir Dünya Kupası düzenlenmişti hatırlıyorsunuz. Neredeyse 60 yıl kadar önce. Brezilya en çok kupayı alan ülke, tam 5 şampiyonlukları var. Ama Brezilya'da tek bir final asla unutmaz. O da 1950'de Maracana'da Uruguay'a karşı oynadıkları ve kaybettikleri finaldir. Tam bir travmaydı bu yenilgi onlar için. Çok büyük bir travma. 200 bine yakın insan vardı tribünlerde. Ayrıca 1950'ye kadar Brezilya hiç kupa kazanamadı ve onların ilk finaliydi. Ve şimdi finaller yine Brezilya'da olacak. Bir de benim bir hatıram var Brezilya konusunda. Maracana'da Batı Almanya formasıyla Garrinchalı, Peleli takıma karşı oynamıştım.

Sizce Dünya Kupası'nı hangi takım kazanır?
Brezilya turnuvayı kendi evinde oynadığı için doğal olarak favoriler arasında. Almanya ve İspanya'da bana göre favori takımlardan. Ben bu kupada Arjantin'in de favori olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu yıl bir Afrika takımından devrim yapmasını bekliyorum. Afrika ülkeleri birçok kupaya iyi takımlarla gelmişlerdi ama nedenini bilmiyorum, bir türlü başaramıyorlar, anlayamıyorum. Belki mantelite ile alakalı olabilir. 

Danimarka ile 1986 Dünya Kupası'nda yer almıştınız siz de.
Evet, 1986 Dünya Kupası'nda mücadele etmiştik. O takım çok iyiydi. Danimarka halkı çok severdi. Lakabımız, "Danimarkalı Dinamitler"di. Dinamit gibi bir takımdık. 



31 Aralık 2013 Salı

"İstediğim tek bir şey var..."


Aykut Kocaman ile açtığımız yılı Aykut Kocaman olmadan bitirmek biraz burukluk verse de insanlığı ve hocalığından çok dersler öğrendik. Anlık sinirle çıkıştığımız Alex olayında bile hep bir bildiği vardı. Zamanında Barış Tut'un hazırladığı "Kocaman bir adam" adlı kitaptan, Aykut Kocaman'ın kendini anlatışı,
"Aldatmayı affetmekte zorlanırım. İnsanlara her şekilde açık olmaya çalışıyorum. Her şeyle ilgili açık olmaya çalışıyorum. Ve onlardan fazla bir şey istemiyorum. İstediğim tek bir şey var; açık olmaları... Aldatma ve ikiyüzlülük kabul edemeyeceğim durumlar. Bunların dışındaki her şeyi affedebilirim. Genel olarak işimde de hayatımda da bu böyle. Açıklıktan yanayım"

30 Aralık 2013 Pazartesi

Ersun Yanal-2


Aykut Kocaman'a yaptığım numaralama yolunu Ersun Yanal için de başlatmıştım. Ancak uzun süredir dokunmamıştım. Sezon başında pek ısınamamıştım hocaya fakat ön yargılı davrandığımı fark ettim. Ersun hoca önemli bir dezavantajımla karşılaşmamı sağladı. Ön yargının bir hata olduğunu fark ettirdi. Kendisine bu konu hakkında teşekkür ederim.

Fenerbahçe'de gösterdiği etkili performanstan ziyade saha dışındaki duruşuyla da büyük bir teşekkürü hak ediyor. "3 Temmuz" edebiyatına girmeden sadece işini yapmak istiyor. Yenilgi, galibiyet fark etmeden her seferinde "Biz başaracağız, şampiyon olacağız" mesajını çok net bir dille veriyor. Verdiği bu özgüven ve güç için yine teşekkürler. Kendisine sezon başında yaptığım haksızlıklar için özür dilerim. Aykut Kocaman'ın koltuğuna geçtiğinden dolayı yaptığım ön yargılı ve kırıcı yorumlar için özür dilerim. Ersun Yanal, her hareketiyle önemli bir spor insanı ve "insan" olduğunu gösterdi.

Yeni yıldan, 2014'ten en büyük temennim Fenerbahçe'nin şampiyon olması. Hayatımda ilk kez Fenerbahçe'nin şampiyonluğuna çok inanıyorum ve kesin gözüyle bakıyorum. Bu inancı aşılayan Ersun Yanal'a sevgilerimi iletiyorum. 10 Kasım'da oynanan Galatasaray derbisi ve hemen akabinde 2 hafta sonra oynadığı Beşiktaş derbisinde sahaya sürdüğü "ruh ve onur sahibi" takım ile kendisine olan sevgim artmış ve saygım büyümüştü. Kesin bir dille söylüyorum; Ersun Yanal, Fenerbahçe'yi şampiyon yapacak. Buna her türlü eminim ve kefilim. İnancım tam. Ersun hocanın da dediği gibi,


"Sezon sonunda biz şampiyon olacağız. Biz ipi önde göğüsleyeceğiz. Taraftarlarımıza en başında bu sözü verdik. Üstümüze düşeni yapacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Biz bu konuda çok iştahlı ve istekliyiz. Camiada herkes istekli ve iştahlı. Şampiyon olmak istiyoruz ve bunu gerçekleştireceğiz. Çok doğal ve masum bir istek."

Yeni yılınız kutlu olsun. Sağlık yanınızda olsun.


6 Aralık 2013 Cuma

Mandela'ya saygılar-Madiba


Galatasaray'ın Süper Lig'in 14. haftasında kendi sahasında karşılaştığı Elazığspor maçında, sarı-kırmızılı takımın Afrikalı yıldızları, Nelson Mandela'yı unutmadılar. 95 yaşında hayatını kaybeden Güney Afrika'nın ilk siyah devlet başkanı(1994'te ilk defa tüm halkların katıldığı seçimde göreve gelmiştir) Didier Drogba ve Emmanuel Eboue tarafından saygıyla anıldı. Fildişi'li futbolcular, formalarının altına özel tişörtler koydular.


Didier Drogba, "Thank you Madiba(Teşekkürler)" yazılı tişört giyerken, Emmanuel Eboue de "Rest in Peace(Huzur içinde uyu)" tişörtüyle çıktıMaçtan sonra yayıncı kuruluşa açıklamalar yapan Eboue, "Tanrı'nın takdiri. O bizim için bir babaydı. Haberi aldığımda çok üzüldüm. Maçta bile sürekli Mandela aklımdaydı. Kendisiyle tanışma mutluluğuna erişmiştim. Umarım cennete gitmiştir" diye konuştu.

Weah ile Mandela

Güney Afrika'nın efsane lideri Nelson Mandela, hem futbol kahramanı hem de ülkesi Liberya'nın efsane ismi George Weah ile birlikteyken. (via @weah_official) George Weah resmi twitter hesabı üzerinden yazdığı mesajla Mandela'ya veda etti; " Huzur içinde uyu Afrika'nın babası. Seni örnek alıyoruz" 

http://cumuteren11.tumblr.com/post/69118360902/weah-ile-mandela